• Slide 1
İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİinonu.edu.tr
KURUM VİDEOLARININ FARKLI KİŞİLERCE İZLENME SAYISI 958.038

Prof. Dr. Ünsal Özgen - Tıp Fakültesi Dekanı

Embed
İnönü üniversitesi tıp fakültesi ilk öğrenim hayatına 1988 yılında başlamıştır. 25 yılı aşkın süredir eğitim faaliyetinde bulunmaktadır. Tıp fakültelerinin en önemli faaliyeti de eğitim faaliyetidir. Bundan dolayı İnönü üniversitesi en büyük projesini eğitim alanında yapmıştır. Yaklaşık 3 yıl kadar önce mevcut eğitim sistemini inceleyerek, artık günümüzün ihtiyacına karşılık vermediğini ve mutlaka dönüştürülmesi gerektiğini planlamıştır. Bu amaçla, en az 10 öğretim üyesinden oluşan 3 ayrı komisyon ile yola çıktık. Komisyonlardan bir tanesi kurumumuzdaki kurulduğu günden bugüne kadar eğitim programını inceledi. 2. Komisyonumuz Türkiye’deki tıp fakültelerindeki eğitim programlarını geçmişi ile birlikte inceledi. 3. Oluşturduğumuz komisyon ise Dünya’nın belli başlı ülkelerindeki eğitim sistemlerini geçmişi ve bugünü ile birlikte inceledi. Yaklaşık 6 ay kadar süren bu mutfak çalışmasından sonra veriler bir araya getirilerek sorunlar tespit edildi, çözümler önerildi ve geleceğe yönelik olarak nasıl bir tıp fakültesi ve eğitim programı tasarlamamız gerektiği konusunda beyin fırtınaları yapıldı. Sonuçta; yeni bir program ortaya konulması gerektiği ortaya çıktı. Bu esas olarak teorik bilginin daha geri planda kaldığı, esas olanın o bilgi kullanmak ve uygulamak olduğu şeklinde bir dönüşümü gerektiriyordu. Bunu fark eden fakültemiz değişik kurul ve komisyonlarda çalıştaylar yaparak bundan sonra yapılacak olan programı yaklaşık 2. bir 6 aylık çalışma ile stratejik planına döktü ve yola koyuldu.
Bundan sonraki uygulamamızda 4 ve 5. Sınıflarımızda rutin olarak anlatılan teorik dersler kademeli olarak 3. Sınıfa indirildi. 3, 2 ve 1. Sınıftaki tekrarlayan teorik dersler ve fizik, kimya, biyoloji gibi lise yıllarından kalma dersler sistemden arındırıldı. Bu arındırılmış derslerin yerine 4 ve 5 teki dersler konularak geçiş süreci tamamlandı. Sonuç itibariyle 4, 5 ve 6.sınıflarda teorik dersler ortadan kaldırılıp tamamıyla uygulamaya yönelik bir programa geçilmiş oldu. Bu programını esas ana fikri, teorik bilginin sadece bir malzemeden ibaret olduğu, sürekli değişme potansiyeli taşıdığı ve sonsuz bilginin sürekli üretildiği şeklinde idi. O zaman bizim öğrencilerimizi odaklamamız gereken yerin bilgi edinmek değil, bilgiyi seçerek kullanmak olduğu konusunda hayata adımlar atılmaya, hayata geçirilmeye başlandı. Bunun sonucu olarak daha önceden uygulamakta olduğumuz teorik sınavlar nitelik olarak geliştirildi. Buraya biraz parantez açmak istiyorum. Klasik olarak Türkiye’de teorik sınavlar çoktan seçmeli sorularla yapılıyor. Çoktan seçmeli sorular ise ne yazık ki ezberciliği teşvik ediyor. Onun yerine farklı soru tipleriyle çoklu seçmeli, kısa cevaplı, eşleştirmeli gibi farklı soru tipleri ile daha üst düzey bilgi kullanımını daha çok zorlayan, kişinin daha çok yorumunu katkısını gerektiren soru tiplerine geçildi. Bu ise öğrencilerin sadece ezberleyerek geçemeyecekleri o bilgiyi kullanmalarını da zorlayan bir soru tipiydi. Ve yeni yeni onun da meyvelerini almaya başladık.
2. Yaptığımız radikal değişiklik sözlü sınavların tümüyle ortadan kaldırılması oldu. Çünkü, sözlü sınavlar son derece sübjektif, öğretim üyesine aşırı inisiyatif tanıyan adeta öğrencinin çalışsa da kalabildiği, çalışmasa da geçebildiği ihtimalleri içinde barındıran sistemdi. Bu kademeli olarak tümüyle ortadan kaldırıp, OSKE dediğimiz nesnel yapılandırılmış sınavlara geçildi. Zaten görüntülediğiniz şekliyle de hiç öğretim üyesi ile öğrencinin teması olmadan, hayatta bir poliklinikte hastayı nasıl çözümleyeceğini sümüle eden ortamlarda bu sınavların yapıldığını görmüş oldunuz. Bu OSKE’ler giderek senaryoların kaliteli hale getirilmesiyle şunu amaçlıyor: Bizim tıp fakültesi öğrencilerimiz hayatta karşılaşabileceği problem varsa burada karşılamaları, burada o problemi çözmeleri, burada tecrübelerini etmeleridir. Zira burada o tecrübeleri edinmemiş öğrencilerimiz hayatta hastalara zarar verme potansiyeli taşımakta. Ayrıca kendilerinin de olgunlaşmaları gecikmektedir. Sadece gecikmekle de kalmayıp yanlış uygulamaları doğurur zannederek giderek yanlış uygulamalarını artırma potansiyeli de taşımaktadır. Netice itibariyle, kullandığımız sınav sistemiyle öğrencilerimizin fiilen bilgileri değil, bilgi kullanma kabiliyetlerini test etmiş oluyoruz. Böylece her türlü aksaklığı burada yaşayarak düzeltmelerine de yardımcı oluyoruz. Tabi ki bizim eğitim sistemimiz sadece sınavlardan ibaret değil.
Eğitimdeki uygula modellerimiz farklı. Özellikle uyguladığımız 2 tane farklı yöntem var bunlardan bir tanesi, olgu temelli değerlendirmedir. Olgu temelli değerlendirme kademeli olarak bir problemin öğrenciler tarafından çözülmesi esasına dayanır. Öncelikli olarak hastanın şikayeti öğrencilere verilir, arkasından eksikliği kendilerinin tamamlaması istenir. Sonra o şikayetin detayları verilir, öğrenci hem kendini kontrol eder hem de bu detaylardan sonra muayene de nelere bakması gerektiğini tahmin etmesi istenir. Sonra muayene bulguları verilir, muayeneden sonra tetkik istemesi talep edilir öğrenciden. Böylece çocuk hastanın hikayesini aldıktan muayenesini yaptıktan sonra bilinçli bir şekilde bu bulgulardan dolayı tetkik istemesini öğrenir. Seçerek tetkik istemek çok önemlidir. Hem bilimsel hatayı azaltır hem de gereksiz yere ülke ekonomisinin harcama yapmasının önüne geçilmiş olur. Zira 2 tetkikle istenecek tanıya gidilecek hastada 100 tetkik istemekte mümkündür. Eğer öyle yapılırsa hem aşırı masraf hem aşırı zaman kaybı hem de laboratuvarın esiri olmak gibi telafi edilemez bir zararla karşılaşma ihtimalimiz olur. Biz bu eğitim yöntemiyle çocukların uygulamalı olarak bir hastanın bütün aşamalarını çözümlemesini gözetim altında yapmış oluyoruz
2. Uygulamamız ise, sadece öğrencilerin ve öğretim üyesinin bulunduğu öğrenci eğitim poliklinikleridir. Bu polikliniklere gerçek veya sümüle hasta yani hasta taklidi yapan personelimiz o polikliniğe getirilir ve hoca refakatinde hocanın eşliğinde o öğrenciden o hastanın bütün işlerini kademeli olarak yapması istenir. Hem şikayetlerini dinler, hem muayenesini yapar, hem tetkiklerini ister hem tetkiklerin sonuçlarına göre teşhisini hocayla birlikte koyarlar. Böylece usta-çırak ilişkisi çok ciddi bir şekilde hayata geçip başlangıçta acemi olan öğrencilerimiz daha sonra kalfa ve usta olarak buradan mezun olmalarını sağlamanın gayreti içerisindeyiz. Geldiğimiz nokta itibariyle yolun çoğunu kat etmiş ancak hala revizyonlara ihtiyacı olan bir durumdayız. Biz şunun farkındayız, bizi tercih eden öğrenciler diğer fakültelere göre daha zor bir yoldan geçmek durumundalar. Ancak bizim için zorluk ya da kolaylık önemli değildir. Önemli olan buradan nitelikli bir hekim olarak mezun olup olmamaktır. Dolayısıyla, tercihinde bizim fakültemizi kullanacak olan öğrenci adaylarına önerimiz şudur, gerçekten iyi bir hekim olmak istiyorsanız, gerçekten hekimlik sanatını uygulayarak öğrenmek istiyorsanız, gönül rahatlığıyla İnönü üniversitesi tıp fakültesini tercih edebilirsiniz. Ancak kolaycılık peşindeyseniz ise önemli değil, ben çok fazla kendimi yormadan bir fakülteden mezun olup diploma sahibi olayım diyorsanız İnönü üniversitesi tıp fakültesi doğru tercih olmayacaktır. Teşekkür ederim.
DAHA FAZLASINI GÖRÜNTÜLE

İLETİŞİM FORMU

  • Facebook Link
  • Twitter Link
  • VK Link
  • Instagram Link