KURUMA AİT FARKLI VİDEOLARIN FARKLI KİŞİLER TARAFINDAN İZLENME SAYISI 610.290

Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş
Embed
Merhaba. İsmim İbrahim Helalşah. Ürdünlüyüm. Aynı zamanda Türk vatandaşıyım. Türkiye’ye mastır yapmak için geldim. Mastırı bitirdikten sonra doktorayı da burada bitirdim. Birkaç kurumda çalıştım. Bunların içinde Birleşmiş Milletler var. Amerikan Konsolosluğu var. Başka özel şirketlerde de çalıştım. Arapça eğitimi program müdürü olarak çalıştım. En son İstanbul 29 Mayıs Üniversitesine geçtim. En çok proje ürettiğim kurum bu üniversite oldu. Bu üniversitede hem Arapça hazırlık biriminin yöneticiliğini yapıyorum hem de Arapça öğretimi uygulama ve araştırma merkezinin müdürüyüm. Arapça hazırlık birimimiz aslında Türkiye’de bulunan hazırlık birimlerinden biraz farklıdır. Bunun sebebi bizim hazırlık biriminde kurs sistemini uygulamamızdır. 900 saatten oluşan 6 kurluk bir sistemimiz vardır. Her kur 5 hafta sürüyor. Öğrencilerimizin başarısını ya da başarısızlığını erken teşhis edebiliyoruz. Bir problem varsa 5 haftanın sonunda hemen çözmeye çalışıyoruz. Arapçayı okuturken kitap kullanıyoruz ama o kitap bizim öğrettiğimizin sadece yüzde 40’ını oluşturmaktadır. Bunun dışında öğrencilerimize her hafta Arapça film izletiyoruz. Filmi izletmeden bir hafta önce o filmde geçen en önemli Arapça kelimeleri Türkçe anlamlarıyla öğrencilerimize sunuyoruz. Öğrenciler bu kelimeleri 5 sefer sesli bir şekilde okuyorlar. Daha sonra film izlemeye geliyorlar. İki haftada bir, benim ülkem hakkında ne biliyorsunuz diye bir konferans düzenliyoruz. Bizim üniversitemizin öğrencilerinin büyük bir oranı yurt dışından geldiği için dile yatkın oluyorlar. Derslerimiz interaktif bir şekilde geçiyor. Ülkem hakkında ne biliyorsunuz başlığı altında çok güzel faaliyetler düzenliyoruz. Bunların yapılmadığı haftalarda münazaralar yapıyoruz. Öğrencilerimiz konuları tartışıyorlar. Çok zevkli ve heyecanlı bir ortam yaratıyoruz. Hedefimiz öğrencilerimiz bizden mezun olduktan sonra uluslar arası kongrelere katılıp orada sunumlarını Arapça olarak sunabilmek ve kendilerine yöneltilen sorulara Arapça cevaplar verebilmesini sağlamak. Ben aynı zamandan simultaneciyim. Arapça Türkçe simultane yapıyorum. En az uluslar arası 100 kongrede simultane yaptım. Bu ortamlarda gördüm ki Türkiye’den gelen sunumcular, sunumlarını sadece Türkçe yapıyorlar. Biz bu duruma bir çözüm üretmeye çalışıyoruz. Arapça hazırlık biriminde bir çok projemiz var. Bu projelerin içerisinde mesela proje 3 dediğimiz bir proje var. Bu proje şöyle öğrencilerimizi 3 kişilik gruplara ayırıyoruz. Her grup her hafta 3 tane film izliyor. Haftalık filmlerin dışında her hafta üç film izliyorlar. Bu filmler bizim araştırma uygulama ve araştırma merkezimizin bir youtube kanalı var. Orada en azından 300 tane kullandığımız video var. Bu üç kişilik olan gruplar toplanıyorlar. O üç filmi izledikten sonra her filmi 30 kelime olarak Arapça olarak özetliyorlar. Bir de her 5 haftanın bitiminde izlemiş oldukları 15 videonun 1 tanesini deşifre edip kelime kelime yazıyorlar. Öğrencilerimiz üçüncü kurdan sonra 2/7 projesine katılmak zorundadır. Bu proje ise şöyle: Her öğrencimiz haftanın iki gününü belirliyor. Belirledikten sonra biz büyük afişler basıyoruz. Üniversitenin her tarafına asıyoruz. Bu öğrenciler seçtikleri iki gün sadece Arapça konuşacaklar. Her haftanın başında sınıfları geziyoruz. Öğrencilerden Arapça dışında başka bir dil konuşmayacaklarına dair bir söz alıyoruz. Ve öğrencilere küçük kartlar veriyoruz. Üzerinde “ Özür dilerim . Bugün sizinle Türkçe konuşamıyorum. Çünkü bugün Arapça konuşma günüm.” Bu sayede öğrencilerimiz İstanbul’da bir turist oluyorlar. Biz bu projeyi 4 sene uyguladık. Çok verimli oldu. Öğrencilerimizin büyük bir kısmı yurtlarda barındıkları için yurtları bir nevi İstanbul’dan Arap ülkesine taşımış etkisi yaratıyor. Bir öğrencinin seçtiği iki gün dışında, onun arkadaşının seçtiği iki gün içinde de onunla Arapça konuşmak zorunda kalıyor. Bu yüzden proje 2/7 değil 4/7 gibi oluyor. Arapça birimine katılan bütün öğrenciler her kurda yeni projelerler karşılaşıyorlar. Kısa film yarışması yapıyoruz. Çok güzel filmler çeviriyor öğrenciler. Güzel senaryolar çıkıyor ortaya. Arapça hazırlık biriminin en önemli özelliklerinden birisi öğretici hocalarıdır. Aslında biz şuna inanıyoruz. Dil öğreniminde kitaplar ve fiziki imkanlar çok önemli ama en önemlisi hocadır. Bizim hocaları seçme konusunda çok oturmuş bir sistemimiz var. Hocalarımızı Türkiye de yaşayan ve iş bulmaya çalışan arap asıllı insanlardan bulmuyoruz. Yabancılara Arapça öğretiminde marka olmuş isimlerle çalışıyoruz. Onları davet ediyoruz ve istihdamını sağlıyoruz. Bu yüzden bütün öğrencilerimiz fark edecekler ki her hocamızın gerçekten büyük yetenekleri vardır. Bizim verdiğimiz 900 saatlik eğitimden sonra öğrencimiz rahat bir şekilde Arapçayı kullanabilir. Kompozisyon yazabilir, makale yazabilir, sunum yapabilir. Öğrencilerimizin her hafta 3 dakika sunum yapması gerekiyor. Bu olay birinci kurdan itibaren başlıyor. Sınıflarda en çok 15 kişi bulundurduğumuz için her gün 3 öğrenci 3’er dakikalık sunum yaptığı için, bu sayede dile hakim olmaya başlıyorlar. Birinci kurda ki bir öğrenci nasıl bir sunum yapabilir ki diye sorarsanız. Cevabı sudur. Birinci ve ikinci kurdaki sunumlar ezber yapılarak yapılıyor. Daha sonra hocalar kendilerine soru sorarlar. Öğrencilerimizin performansını ölçmek istediğimiz zaman ya da her hafta yapılan quizler sayesinde ölçüyoruz. Bu quizler genel not ortalamasını yüzde 40 etkiliyor. Yüzde 30 yapılan yazılı sınav için, diğer yüzde 30 ise mülakat ile ortalamaya dahil ediliyor. Her beş kurun bitiminde her öğrenciyle 30 dakikalık bir mülakat düzenliyoruz. Bu 30 dakikada öğrencinin bütün Arapça yeteneklerini ölçmeye çalışıyoruz. Mülakata giren öğrenci ilk 3 dakikada yine sunum yapıyor. Eğer birinci kuru bitirdiyse bir dakikada 70 kelimelik bir metni akıcı bir şekilde okuyabiliyor olması gerekiyor. Altıncı kuru bitiren bir öğrenci bir dakikada 130 kelimelik bir metni akıcı bir şekilde okuması gerekiyor. Birinci kuru bitiren bir öğrenci 50 harflik bir metni bilgisayara Arapça olarak yazabiliyor olması gerekiyor. Altıncı kuru bitiren öğrenci ise yine bir dakikada 100 harflik bir metni bilgisayarda yazıyor olması gerekiyor. Okuma yazma öğrenmek farklı bir boyut gerektirir. Okuma yazma öğrenmek demek bilgisayar kullanmak demektir. Bu hedefi tutturabiliyor muyuz? Gecen seneki öğrencilerden en zayıfı bir dakikada 132 harf yazdı. Onların bize dedikleri şey şu: “Hocam biz Türkçe olarak bile bu kadar hızlı yazamıyoruz.” Bizim de onlara söylediğimiz şey şu: “ Çünkü Türkçe’ yi 29 Mayıs Üniversitesinde öğrenmediniz” Bunun dışında mülakatlarda öğrencinin kitabını inceliyoruz. İçindeki alıştırmaların ne kadarını yapmış diye bakıyoruz. Her filmden önce dağıttığımız kelimeleri soruyoruz. Ezberleyip ezberlemediğine bakıyoruz. Kısaca, Arapça hazırlık biriminde öğrencileri biz gerçekten çalıştırıyoruz. Sene sonunda öğrencilerimizi Arapça bakımından çok yüksek bir seviyeye getirmiş oluyoruz.DAHA FAZLASINI GÖRÜNTÜLE