KURUMA AİT FARKLI VİDEOLARIN FARKLI KİŞİLER TARAFINDAN İZLENME SAYISI 25.891

Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş
Embed
Sayın seyirciler, UniversiteTercihler.com’daki yayınlarımıza Uluslararası Antalya Üniversitesi ile devam ediyoruz. Bugünkü konuğumuz Uluslararası Antalya Üniversitesi rektörü Sayın Prof. Dr. İsmail Yüksek. Hocam her şeyden önce bizi misafir ettiğiniz için çok teşekkür ediyorum. Ben teşekkür ediyorum. Hoş geldiniz. Hoş bulduk. Sizler tabi ki yükseköğretim anlamında çok tecrübelisiniz. Sekiz sene boyunca Yıldız Teknik Üniversitesi’nde rektörlük yaptınız. Oradaki birikim ve tecrübeyle beraber Uluslararası Antalya Üniversitesi’ne geldiniz. Bundan sonraki aşamada buradaki ilk planlarınız neler? Başarı için tecrübenin yanı sıra bilgi birikiminin de olması gerekiyor. Bizim de böyle bir şansımız oldu. Sekiz yıllık bir devlet üniversitesi tecrübesinden sonra Uluslararası Antalya Üniversitesi’ne atandık. Uluslararası Antalya Üniversitesi uluslararası öğrencisi çok olan, uluslararası hocası çok olan bir üniversite. Hedefimiz bu üniversitenin adına yakışır şekilde, değişik ülkelerden öğrencileri ülkemize çekip, burada iyi bir eğitim verip, onların Türkiye’nin dostu, Türkiye’nin temsilcisi olarak bu ülkeden gitmelerini sağlamak. Hocam özellikle Uluslararası Antalya Üniversitesi’nde yabancı öğrencilerin de yoğunluğu var. Daha doğrusu Türkiye ortalamasını baz alırsak gerçekten çok yüksek oranda yabancı öğrenci bulunuyor bünyenizde. Üniversitemiz kurulurken %100 İngilizce eğitim müfredattaydı. Yani en baştan %100 İngilizce eğitim konuldu. Dolayısıyla yabancı öğrenci konusunda bir hassasiyet var. Ne kadar çok yabancı öğrenci bu ülkeye getirebilirsek ve burada bizim ülkemizin öğrencileriyle onları beraber okutursak ve İngilizce bir eğitim de verdiğimiz için çok daha nitelikli bir eğitim verebileceğimiz düşüncesiyle hareket edildi. Ve biz de göreve geldikten sonra bu strateji doğrultusunda hareket ediyoruz. Uluslararasılaşma konusunda da üniversitenin yurtdışındaki itibarı, tanınırlığı gayet önemli. Yabancı öğrenci oranınızın da Türkiye ortalamasına kıyasla daha fazla olması bu itibarı da yurtdışı için pozitif olduğunu gösteriyor. Tabi bu bir süreç Sonuçta bizim öğrencilerimiz burada beş yıl kaldıktan sonra ülkelerine dönecekler. Biz onları ne kadar iyi yetiştirirsek, onlar bizi o kadar iyi temsil edecekler. Ve o etki ile burası büyüyecek. Hocam peki, Antalya şehriyle birlikte düşününce uluslararasılaşmanın da getirdiği bir avantaj var. Yani buranın turizm anlamında altyapısının gerçekten çok güçlü olması, yurtdışında fazlasıyla bilinir bir bölge olması da bu anlamda bir artı daha getiriyordur diye düşünüyorum. Muhakkak Antalya uluslararası bir şehir, marka bir şehir. Yaz aylarında on iki milyona varan turisti barındıran bir şehir. Dünyanın her bir yanından turist geliyor. Dolayısıyla dünyada bilinen bir şehir. Bu bir avantaj. Eğitim konusunda da Antalya’da çok seçenek yok. Devlet üniversiteleri var, yeni açılan birkaç tane vakıf üniversiteleri var. Biz oturmuşluğu, öğrenci sayısı ve kampüsüyle avantajlı durumdayız. Özellikle üniversitenin yapılanması anlamıyla ciddi planlarınız ve projeleriniz var. Kısaca onlardan bahsedebilir misiniz? Öncelikle bu üniversiteye, yetenekli, kaliteli bir öğretim kadrosu kurmak ilk amacımız. Yüksek puanlarla öğrenci çekmek. Üniversitenin altyapısını kısa sürede gerçekleştirip, altyapısıyla ilgili bütün eksikleri giderip, modern bir üniversite oluşturmak hedefimizdir. Buraya gelen eğitim öğretim kadrosundaki elemanlar, akademik araştırmalarını, çalışmalarını ve geliştirmelerini yapabilecekleri gibi yaşam alanı olarak da Antalya gibi güzel bir şehirde aileleriyle beraber yaşayabilecekler. Bu ortamı onlara sağlarsak, öğrenciye de katkı sağlayacaklar, kente de katkı sağlayacaklar, kendi geliştirdikleri projeleri de ülkeye sunacaklardır diye düşünüyorum. Önümüzdeki üç-altı ay ya da bir senelik periyodu kısaca özetlemeniz mümkün mü? Tam olarak planladığınız şeyler nelerdir? Planlarımızda, fiziksel altyapıdaki bazı sıkıntıları gidermek var. Onları çözmek için hemen girişimler başladık, projeler oluşturduk, ruhsatları aldık. Bu projeler altı ya da yedi ay içerisinde tamamlanacak. Fiziksel altyapı tamamlandıktan sonra laboratuvarlarımızda eksiklikler var. Laboratuvarlarımızı tamamlayacağız. Ama şu an var olan laboratuvarlar öğrencilerimize yetecek kapasitede. Ama bizim hedefimiz, üç yılda beş bin, beş yılda on bin öğrenciye çıkmak. Onun için de geleceği de planladığımız için, geleceğe yönelik planlar da yapmaktayız. Hoca kadromuzda uluslararası alandan yetkin hocaları Türkiye’ye çekmek için bir mücadelemiz ve araştırmamız var. Bulduğumuz hocaları hemen kadromuza alıyoruz. Gelecekle ilgili planlarımız var. Hem Türk hem de yabancı hocalarla buranın yapısını güçlendirmek planlarımız arasında. Hocam biraz önce sosyal hayattan, daha doğrusu Antalya’nın buradaki akademisyenlere, yaşayan kişilere ya da öğretim üyelerine verdiği avantajlardan bahsettiğinizde aklıma şöyle bir şey geldi: Şimdi, bildiğim kadarıyla sizden önce bu üniversitenin pozisyonu biraz soyutlanmış bir noktadaydı. Sizinle beraber artık şehre doğru açılma var. Şimdi üniversite mantığını düşündüğünüz zaman sosyal hayat anlamında, kültürel anlamda mutlaka o şehirle bütünleşik olması gerektiğini düşünüyorum. Hem şehre bir şeyler katmak anlamında hem de şehirlerin değerlerinden kendi öğrencisine ve kendi bünyesine katmak anlamında… Bu konuda planladığınız çalışmalar var mı? Geldiğimiz günden itibaren, Antalya’nın sivil toplum kuruluşlarıyla, organize sanayi, sanayi odaları, ticaret odaları ve turizm şirketleriyle bir araya geliyoruz. Üniversitenin asli görevlerinden bir tanesi de bulundukları ortama ve bulundukları çevreye katkı sağlamaktır. Bunun için onlarla nasıl ortak projeler yaparız, arka şehir olan Antalya’yı en iyi hale nasıl getiririz? Var olan eksikliklerini nasıl gideririz? Artılarını nasıl daha çok arttırırız? Bu gibi mücadeleler içerisindeyiz. Bunun içinde hem akademik kadromuzun hem de öğrencilerimizin şehirle bir bütün halinde hareket ettirmek için birçok sosyal faaliyet planlıyoruz. Bunların içerisinde turizmle ilgili, sağlıkla ilgili yarışma programları düzenliyoruz. Liselerle veya diğer eğitim kurumlarıyla ortak projeler yapıyoruz. Şehirde bulunan devlet üniversiteleriyle ilişkiye geçiyoruz. Hepsi bir bütün plan dahilinde yürüyor. Bir veya iki yıl içerisinde Uluslararası Antalya Üniversitesi Antalya’nın bir parçası olacak. Bunun mücadelesini veriyoruz. Açıkçası arzu ettiğimiz şey de şuydu: Uluslararası Antalya Üniversitesi’nin Antalya’ya ciddi bir değer katarken, yanı sıra ülke ve yurt dışında da Antalya’nın değerlerinin görünmesi anlamına gelir. Bunun çok ciddi bir katkı sağlayabileceğini düşünüyorum. Muhakkak. Bizim önümüzde, hedeflediğimiz birkaç proje var. Bunlardan bir tanesi tıp fakültesi ve hastane. Bunda da normal klasik manada bir hastane oluşturmayı düşünmüyoruz. Sağlık turizmine katkı sağlayacak, çok özel tedavilerin uygulandığı, çok iyi bir eğitim yapan tıp fakültesi oluşturmaya çalışıyoruz. Ülkemizde onlarca tıp fakültesi ve hastane var. Bizim hastanemiz on milyon turistin geldiği bir şehirde olacağı için onlara da hitap edecek. Hem personeli, hem akademisyenleriyle iyi dil bilen, mesleğinde nitelikli insanlardan oluşacak ki onlar bizi dünyaya tanıtsınlar ve zaten cazibe merkezi olan Antalya bu cazibesini korusun. Onun için üniversitede biz bunu bir görev olarak düşünüyoruz. Hocam artık son soru olarak, artık toparlamak için şunu sormak istiyorum. Şimdi sizinle beraber Uluslararası Antalya Üniversitesi’nde çok ciddi bir gelişim ve değişim var zaten. Bunlar duyuluyor. Ama daha da ötesinde, buraya gelen öğrencilere –sizin daha önceki rektörlük dönemlerinizden de bildiğim- öğrencilerinize ağabeylik yapmak, onlarla bir araya gelmek, onların dertlerini dinlemek, onlarla empati kurabilmek ve onları anlayabilmek adına onlarla bir hayat paylaşabilmek adına da çok ciddi bir mesai ve zaman ayırıyorsunuz. Buraya, aileler öğrencilerini, evlatlarını göndermeden önce sizin onlara söyleyebileceğiniz şeyler nelerdir? Öncelikle şunu ifade etmekte fayda var. Biz bu çocukları kendi evlatlarımız, kendi çocuklarımız olarak görüyoruz. Ve bu çocuklar bize ailelerinin emanetleri. Bize nasıl emanet ediyorlar: Biz çocukları size veriyoruz, bunları yetiştirin, ülkeye, millete faydalı olsunlar. Bizim inancımızda, kültürümüzde emanete nasıl davranılır? Emanet her şeyin üstündedir. Korunup kollanması ve teslim edilirken de iyi bir şekilde teslim edilmesi gerekir. Bu düşünceyle hareket ediyoruz. Bu çocuklar kendi çocuğumuz gibidir, kendi çocuğumuza nasıl davranılmasını istiyorsak onlara da öyle davranıyoruz. En iyi şekilde değerlendirelim, topluma entegre edelim, eğer mühendislik alanında okuyorsa stajlarını en iyi şekilde en iyi yerlerde yaptıralım, eğer sosyal alanda okuyorsa onları en iyi yerlerde eğitelim. Piyasaya çıktıklarında, diplomalarını aldıklarında boşluk içerisinde olmasınlar. İsmail Hocam, akademik anlamda bünyenizde açacağınız yeni lisans bölümleri ve yüksek lisans bölümleri var. Bunlardan kısaca bahsedebilir misiniz, neler planlıyorsunuz? Öncelikle bizim üniversitemizde beş fakülte, on bir bölüm var. Fakültelerimiz: Mühendislik Fakültesi, Turizm, Mimarlık, İktisadi ve İdari Bilimler ve Hukuk Fakültesi. Ve de bunların altında olan bölümler var. Mühendislik alanında, Türkiye’nin gelişmekte olan bir ülke olması sebebiyle makine mühendisliği bölümü açma düşüncemiz var. Antalya bir turizm kenti. Turizm fakültesinin altında bir gastronomi bölümü açmayı planlıyoruz. Bir de bölgede güçlü meslek yüksek okulu yok. Antalya şehri aslında sanayi bakımından da çok önemli bir şehir. OSB (Organize Sanayi Bölge) ile, sanayi odasıyla, sanayicileriyle çok güçlü şehir. Dolayısıyla burada ara teknik elemana da ihtiyaç var. Bununla ilgili de biz meslek yüksek okulumuzun altında 10’a yakın Türkiye’nin ihtiyacı olan bölümleri açmayı hedefliyoruz. Bununla ilgili müracaatlarımızı yaptık. Bu sene öğrenci alacağız. Tabi bir Tıp Fakültesi kurma hedefimiz var. Tıp Fakültesi ile beraber hastane kurma hedefimiz var. Buna daha önceden bahsettiğim gibi, Türkiye’yi yurt dışında çok iyi temsil edecek, sağlık turizmine hizmet edecek, yetiştirdiğimiz öğrencilerle uluslararası alanda hizmet edecek doktorlar yetiştireceğiz. Tıp Fakültesi’nin öğrencilerinin tamamını burslu alacağız. Türkiye’nin en iyi öğrencileri, Türkiye’nin en iyi hocalarıyla, en iyi şekilde eğitim alacaklar. Bunların haricinde bizim Tıp Fakültesi’nde hedeflediğimiz Tıp Fakültesi’nde çalışan ara elemanlar var. Tıp Fakültesi’nin altında hizmet verecek sağlık bilimleri yüksek okulu katında birçok program açacağız. Anesteziden laboratuvar tekniklerine kadar İngilizce bilen elemanlardan oluşan bir ekip yetiştirmeye çalışacağız. Çünkü turizm sektöründe, sağlık turizmine hizmet edecek kişinin iyi bir dil bilmesi gerekiyor. Peki hocam, Uluslararası Antalya Üniversitesi’nin yüksek lisans ve MBA (Master of Business Adiministration) anlamında adaylara sunduğu imkanlar nelerdir? Ülkemizin birçok alanında AR-GE (Araştırma ve Geliştirme) merkezleri açıldı. Her şehirde birden fazla üniversite açıldı. O nedenle lisansüstü doktora yapan elemana ihtiyaç var. Üniversite olarak biz her branşta lisans programı açıyoruz. Eğitim öğretim kadromuzun güçlenmesiyle beraber doktora programlarını da açacağız. Burada hedefimiz şu: İyi bir üniversitesinin lisansüstü öğrenci sayısı %25 oranında olmalı. %25 üstü lisansüstü ve doktora öğrencisi olan bir üniversite olmayı planlıyoruz. Bir başka hedefimiz de yabancı öğrenci sayısında da %25-%30’ları yakalamak. Türkiye’deki en başarılı yabancı öğrenci çeken üniversite olmak. Aynı şekilde de yabancı öğretim üyesi oranında da %25-%30’ları sürekli korumak hedeflerimizin arasında. İsmail Hocam, öğrenciler neden Uluslararası Antalya Üniversitesi’ni seçmeli? Öncelikle Uluslararası Antalya Üniversitesi’nin iyi bir akademik kadrosu var. Eğitim öğretim için bu önemli. Güzel bir kampüsü var. Antalya çok güzel bir şehir. Öğrenci hayatı için şehir hayatı da önemlidir. Bir diğer sebep: Biz üniversiteyi şehirle entegre hale getireceğiz. Sivil toplum kuruluşlarıyla, sanayisiyle, tiyatrosuyla, balosuyla, entegre hale getireceğimiz için buraya gelen genç, öğrencilik hayatında sosyal hayatı da yaşamış olacak. Bir diğer sebep: İngilizce eğitim verdiğimiz için yabancı öğrencilerimizin ve yabancı hocalarımızın oranın yüksek olması sebebiyle iyi bir dil eğitimi almış olacak. O dil eğitiminin yanı sıra da dersleri de İngilizce göreceği için uluslararası alanda çalışabilecek yetenekte mühendislerimiz, mimarlarımız, işletmecilerimiz mezun olmuş olacak. O nedenle bunlar sadece bu üniversiteyi tercih etmek için yeterlidir. Yani aslında öğrenciler buraya geldikten sonra sadece iyi bir meslek ya da uluslararası anlamda çok fazla geçerliliği olan bir diplomadan ziyade dolu dolu bir öğrencilik hayatı bekliyor. Kendisini kişilik olarak karakter olarak yetiştirebileceği bir ortamdan bahsediyoruz. Programımıza katıldığınız ve bizi misafir ettiğiniz için çok teşekkürler. Ben teşekkür ederim, sağ olun. Sayın seyirciler, UniversiteTercihler.com olarak herkese iyi günler diliyoruz. DAHA FAZLASINI GÖRÜNTÜLE